Suriye’de 69 yıllık Esad rejiminin 8 Aralık’ta resmen devrilmesinin ardından ülke Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetiminde uluslararası alanda tekrar dünya sahnesine çıkmaya çalışırken İran ve İsrail destekli olduğu ifade edilen bir takım olayların fitili ateşlendi.
NASIL BAŞLADI?
Suriye’de Beşar Esad‘ın kardeşi Mahir Esad komutasındaki eski “Dördüncü Tümen” tugay komutanı Tuğgeneral Gıyat Süleyman Dala, 6 Mart’ta bir bildiri yayınlayarak “Suriye Kurtuluş Askeri Konseyi”ni kurduğunu kendisinin de konseyin lideri olduğunu ilan etti.
Dala, konseyin ilk mesajında “Suriye’yi özgürleştirmek, mevcut rejimi devirmek, birleşik, egemen bir Suriye devleti kurmak, devlet kurumlarını ulusal ve demokratik temeller üzerinde yeniden inşa etmek ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü için koşulları hazırlamak” ifadelerini kullanarak halkı konseye katılmaya davet etti.
LAZKİYE’DE PUSULAR KURULDU
Esad yanlısı Tuğgeneral Gıyat Süleyman Dala’nın “Suriye Kurtuluş Askeri Konseyi” kurduğunu ilan etmesinin ardından Suriye‘nin Lazkiye ve Tartus şehirlerinde çatışmalar yaşanmaya başladı. Lazkiye‘de Esad yanlıları hükümet güçlerine karşı pusu ve saldırılar gerçekleştirdi. En az 13 askerin öldüğü belirtilen çatışmaların ardından Suriye hükümeti bölgeye çok sayıda asker sevk etti.
Esad kalıntılarının temizlenmesi için Halep, Cerablus, Şam ve İdlib‘ten bölgeye gönderilen askerler çatışmaları büyümeden kontrol altına aldı. Çatışmalar esnasında Suriye hükümeti, savaş helikopterlerini de aktif şekilde kullandı.
ŞAM YÖNETİMİNE DESTEK GÖSTERİLERİ YAPILDI
Lazkiye ve Tartus‘ta çatışmalar yaşanırken yıllardır savaş ve silah seslerinden bıkan halk ise Suriye’deki hükümetin arkasında durdu. Çatışmaların yaşandığı esnada Humus ve Halep’te sokaklara çıkan Suriye halkı, Şam yönetimine destek için gösteriler düzenledi.
Şam’daki geçici yönetimin Savunma Bakanlığı sözcüsü Albay Hasan Abdulgani, halen Esad’a sadık olan güçlere silah bırakma çağrısı yaptı:
“Binlerce kişi silahlarını bırakıp ailelerine dönmeyi seçti, bazılarıysa hala katil ve suçluları savunmak için kaçmak ve savaşmakta ısrar ediyor. Seçim ortada: Silahlarınızı bırakın ya da kaçınılmaz sonunuzla yüzleşin.”
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ise yaşanan olaylara ilişkin “ulusal birlik ve beraberlik” vurgusu yaptı.
bazı rejim kalıntılarının bilmedikleri yeni Suriye’yi sınamaya kalkıştığına işaret eden Şara, “Ve işte bugün, Suriye’yi yeniden tanıyorlar, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine tek ve bir bütün olduğunu görüyorlar.” dedi.
Devrik Baas rejimi güçlerine de seslenen Şara şu ifadeleri kullandı;
Biz, sizin harap ettiğiniz bu ülkeyi yeniden inşa etmek isteyen bir halkız ve kimsenin kanını dökmek gibi bir amacımız yoktur. Biz şerefimizle savaşan bir milletiz, siz ise şerefsizce savaşanlarsınız. “Ordu ve güvenlik güçlerimizi, sivilleri koruma ve güvenliğini sağlama konusundaki bağlılıklarından, çöken rejimin kalıntılarını takip ederken gösterdikleri hız ve performanstan dolayı tebrik ediyorum. Güvenlik güçlerine, kimsenin aşırı tepki vermesine veya aşırı tepki göstermesine izin vermemelerini özellikle vurguluyorum. Bizi düşmanımızdan ayıran husus, ilkelerimize olan bağlılığımızdır.
Size şunu hatırlatırım, Allah, esirin mertebesini yetim ve yoksulun mertebesine eş tutmuştur. ‘Onlar, kendi istekleri ne kadar çok olursa olsun, muhtaçlara, yetimlere ve esirlere yedirirler.’ (Kur’an-ı Kerim ayeti). Allah, esiri iyilik ve merhamet gösterilecek bir konuma yerleştirmiştir. Bu nedenle esirin aşağılanması veya dövülmesi uygun değildir. Bu Allah’ın emrine ve ardından ülkenin yasalarına aykırıdır.
Uğradığımız ihanete rağmen devlet toplumsal barışın garantörü olmaya devam edecek. Buna kimsenin dokunmasına izin vermeyecek.